Türkiye’de Vergi Sistemi Pozitif ve Negatif Yönleri

Türkiye’de vergi sistemi pozitif ve negatif yönleri. Yazıların Tamamı İnönü Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Plant Organization dersinin ders notlarıdır. Bu dersi alan kişilerin bu derst notuna kolay ulaşabilmesi ve Türkiye’de vergi sistemi hakkında bilgi edinmek isteyenler için www.cihancalli.com.tr adresinde paylaşılmıştır.

1. Türkiye’de Vergi Sistemi ve Vergi Nedir ?

Vergiler halktan veya devletlerden geri verilmeksizin alınan ve çeşitli amaçlar için kullanılacak olan para ve nevrindeki eşyalardır.

Tanımdan da anlayacağımız gibi verginin niteliğinden ayrılmayan, aynı zamanda devletin diğer gelir kaynaklarından ayıran iki temel unsur vardır.  Bunlardan birincisi zorunlu bir ödeme olması diğeri karşılıksız olmasıdır.

2. Vergilerin Sınıflandırılması

2.1. Dolaylı – Dolaysız Vergiler

Vergilerin sınıflandırılması konusunda bilinen en yaygın ayrım, dolaylı-dolaysız vergi ayrımıdır.

Yansıma ölçüsüne göre, vergi yükünün bir başkasına devredilebildiği vergiler, dolaylı vergilerdir. Örneğin, gelir vergisi ve kurumlar vergisi yansıtılamayan vergiler olup dolaysız vergilerdir.

KDV ve ÖTV ise yansıtılabildiğinden dolaylı vergilere örnek olarak gösterilebilir. Dolaysız vergilerde verginin mükellefi ve yüklenicisi aynı kişi iken, dolaylı vergilerde ise verginin mükellefi ve yüklenicisi farklı kişilerdir.

2.2. Kaynaklarına Göre Vergiler

Türkiye’de Vergi Sistemi 3 ana başlık altında toplayabiliriz.

Türkiye’de Vergi Sistemi Pozitif ve Negatif Yönleri
Türkiye’de Vergi Sistemi

2.2.1. Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

Günümüzde belli başlı vergi kaynaklarından biri gelirlerdir. Vergi sistemimizde, gerçek kişilerin elde ettikleri gelirler, gelir vergisine; tüzel kişilerin elde ettikleri gelirler ise, kurumlar vergisine tabi kılınmıştır. Ülkemizde, gelir üzerinden alınan vergiler, toplam vergi gelirleri içinde yaklaşık % 30 oranında bir paya sahiptir.

2.2.2. Harcama Üzerinden Alınan Vergiler

Harcamalar da, kişilerin ödeme güçlerini gösteriyor olması sebebiyle, önemli bir vergileme kaynağıdır. Katma Değer Vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Özel Tüketim Vergisi başlıca harcama vergilerindendir. Günümüzde, bu tür vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı % 70’e yakın bir seviyededir.

2.2.2.1. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi

Ayrıca bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri gibi hizmet kuruluşlarının yaptıkları işlemlerden dolayı müşterilerinden aldıkları havale komiyon gibi ücretler üzerinden aldıkları vergilere banka ve sigorta muameleleri vergisi denir.

2.2.3 Servet Üzerinden Alınan Vergiler

Vergi ödeme gücünün bir diğer göstergesi de servetlerdir. Günümüzde de uygulanmakta olan, Veraset ve İntikal Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Emlak Vergisi, birer servet vergisidir. Ülkemizde, servetler üzerinden (ve servet transferlerinden) alınan vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı, sadece % 1’ler düzeyindedir.

3. Türkiye’de Vergi Sistemi Pozitif ve Negatif Yönleri

3.1. Türkiye’de Vergi Sistemi nin Sorunları

Vergi yasalarının sık sık değişmesinden ve seçim kazamaya endeksli politikalardan dolayı tamamen adaletsiz bir yapı ortaya çıkmıştır.

Tüketim vergilerinin artan payı , sermaye kazançlarının yetersiz vergilendirilmesi, yatay ve dikey adaletin ortadan kalkması, kayıtdışı ekonominin büyüklüğü, yaygın vergi kaçakcılığı gibi etmenler bulunur.

3.2. Tüketim Vergilerinin Artan Payı

Türkiye’de vergi gelirlerinin yarısından daha fazlası tüketim vergilerinden elde edilmektedir. Harcanabilir gelir düzeyinin çok yüksek olduğu gelişmiş ülkelerde bile tüketim vergileri gelirinin toplam bütçe gelirleri içindeki payı oldukça azdır.  Bilindiği gibi tüketim vergilerinin kişinin geliri arttıkça giderek azalması nedeniyle gelir dağılımı üzerinde son derece olumsuz bir etkisi vardır. Hükümetin bütçe açıklarını kapatmak için sık sık gaza şekere veya temel gıda maddelerine yaptıkları zamlar ve diğer tüketim vergilerindeki artışlar doğrudan doğruya gelir dağılımını bozucu etkiler yaratmaktadır.

3.3. Sermaye Kazançlarının Yetersiz Vergilendirilmesi

1983 yılından beri repo, overnight, banka faizi ve diğer sermaye kazançlarının önemli bir bölümü; ya %5 ve %15 gibi oldukça düşük gelir vergisi oranlarıyla vergilendirilmişler, ya da uzun bir süre boyunca hiç vergilendirilmemişlerdir. Böyle bir uygulama nedeniyle, bozuk olan gelir dağılımı daha da bozularak, günümüzdeki en kötü duruma gelinmiştir. Sermaye kazançları (capital gains) nın diğer gelir unsurlarına göre daha az vergilendirilmesi ya da hiç vergilendirilmemesi ise, vergilemenin ayırma ilkesini tamamen uygulamadan kaldırarak, sistemin adaletsizliğini en üst düzeye çıkarmıştır. 

3.4. Yatay ve Dikey Adalet

Bir vergi sisteminin adaletli olup olmadığı yatay ve dikey adalet ilkelerinin uygulanabilirliği ile test edilmektedir. Yatay adalet ilkesine göre eşit gelir elde eden mükelleflerin aynı vergiyi ödemeleri dikey adalet ilkesine göre, farklı gelir elde edenlerin farklı vergilendirilmesi gerekir. Ne var ki her iki adalet kriteri de Türkiye’de vergi Sistemi tersine çevrilmiştir. Şöyle ki yasal olarak aynı gelir diliminde iki kişi aynı oranda vergilendirilmesi gerekirken biri yararlandıkları aşırı vergisel teşvikler vergi harcamalı gibi ayrıcalklar nedeniyle daha az vergi öder.

Veya farklı gelir elde eden iki kişiden birisi gelirini vergisiz devlet tahvilleri ya da repodan elde eder veya az önceki örnekteki gibi sembolik bir oranda vergi oranına tabi olursa düşük gelirli diğer mükellefe göre son derece az bir vergi ödemektedir. 

3.5. Kayıtdışı Ekonominin Büyüklüğü

Yapılan hesaplamalara göre ülkemizdeki kayıt dışı ekonominin büyüklüğü ulusal gelirin yarısına yaklaşmaktadır.  Vergi sisteminde ortaya çıkan bu kaçak nedeniyle bir yandan vergilemede adalet ilkelerinden sapılırken, öte yandan devlet kayıtdışından almadığı vergiler yerine borçlanma zorunda kalmaktadır. Böylece kayıt dışında kalanlar vergi ödemediklerinden reel gelirlerini artırarak, vergi ödeyen firmalara göre haksız rekabet durumu yaratırlar.

3.6. Vergi Kaçakçılığı

Toplanması gereken vergilerin neredeyse yarısına yakın bir bölümü bütçeye girmemektedir. Vergi kaçakçılığını teşvik eden faktörlerin başında, mükelleflerde vergi ödeme bilincinin yerleşmemesi gelir. Batı ülkelerindeki vergi mükellefleri vergiyi sosyal hizmetlerin bedeli yada medeniyetin maliyeti olarak değerlendirdiklerinden bu ülkelerde vergi kaçırma olayları daha az görülmektedir. Ülkemizde ise, her yıl giderek daha da artan yolsuzluk ve rüşvet olayları nedeniyle, mükellefler vergi vermekten kaçınırlar. Öte yandan, devletin sayısız savurganlıkları da mükelleflerde ödeyecekleri vergilerin boşa harcanacağı biçiminde olumsuz bir duygu oluşturur. Bütün bunlara ek olarak, devletin de gerekli denetim ve kontrolleri yapmaması ya da % 2 gibi sembolik bir oranda oranında yapması nedeniyle, ülkemizde vergi kaçakçılığının artması kendiliğinden kolaylaşmaktadır.

Maliye Bakanlığınca yayımlanan bir araştırma, her 10 kişiden 9’unun Türkiye’de vergi adaleti olduğuna inanmadığını, yine her 10 kişiden 8’inin devlet harcamalarında savurganlık yapıldığını düşündüğünü ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye’de vergi kaçakçılığının en büyük nedeni, ”herkes kaçırıyor, ben de kaçırırım” anlayışının hakim olması. Vergi kaçırmanın en geçerli yolu da, işleri kayıt dışı yürütmek. Vergi oranlarının düşürülmesini isteyen yükümlülerin yarıdan fazlası, oranlar artarsa, vergi kaçıracağını ya da daha fazla vergi ödemek yerine işini yavaşlatacağını veya bırakacağını söylüyor.  Aynı araştırmaya göre vatandaşların yüzde 71,3’ü Türkiye’de vergi adaletinin olmadığına inanıyor.

Vergi sisteminin adaletsizliğinin nedeni olarak vatandaşların yüzde 38,3’ü ”devletin bazı kesimleri hala vergilendirmemesi”ni görürken, yüzde 29,8’lik kesim vergi kaçakçılığının yaygın olmasının, yüzde 26,7’lik kesim de vergi kanunlarının yapısının bu sonucu doğurduğunu belirtiyor. Yüzde 5,2’lik grup ise adaletsizliğin nedeni olarak vergi idaresinin yaklaşımını gösteriyor.

”Günümüz şartlarında vergisini tam olarak ödeyen bir vergi yükümlüsünün durumu ne olur” sorusuna yükümlülerin yarısı, ”vergisini tam ödeyen ekonomik açıdan gelişemez ya da iflas eder” yanıtını vermiş.

4.Türkiye’de Vergi Sistemi Diğer Ülkelerle Karşılaştırılması

Ülkemiz vergi gelirlerini yükseltmek için yıllardır vergi oranlarını ya da vergi tutarını arttırma yöntemini izlemektedir. Bu yol izlenirken ise vergi oranı arttıkça vergi gelirleri de artacaktır felsefesi güdülmekte ancak nedense pratikte ortaya çıkan sonuç her seferinde tam aksine gelişmektedir. Vergi oranları arttırıldıkça faturasız fişsiz alışverişler çoğalmakta ve kayıtdışı işlemler artmaktadır. Sonuçta vergi dışı bir sektör oluşuyor, vergi kaçağı artıyor ve buna bağlı olarak vergi gelirler düşüyor.

Türkiye’de Vergi Sistemi
Türkiye’de Vergi Sistemi

Tablo incelendiğinde, diğer ülkelerdeki artışın, Türkiye’nin çok altında olduğu açıkça görülmektedir. Bu arada, İngiltere, Hollanda ve İrlanda’da son 17 yılda vergi yükü, bırakın artmayı, aksine azalmış olduğu görülmektedir.

Avrupa Birliğinde vergi oranları önemli ekonomik krizler veya sosyal patlamalar olmadıkça istikrarlı bir çizgi seyretmektedir.

AB üye ülkelerde vergi konuları genelinde benzerlik arz etmektedir. Vergiler esas itibariyle mal ve hizmet satışlarıyla elde edilen kazançlar üzerinden alınmaktadır

Genelde AB ortak vergi politikasında vergi cenneti yaratma mantığı yerine, sermaye ve yatırımların başka ülkelere kaymasını önleme amacı yatmaktadır.

Yani, sistem vergi yükünün adil, dengeli ve eşit bir şekilde dağılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Bu uygulamaya üniter sistemin hayata geçirilmesi de demek mümkündür

Türkiye’ye baktığımızda ise sistem vergi ödeyen için cehennem, ödemeyen için cennet tarzında çalışmaktadır.

Yapılması gereken ise dürüst mükellefi cezalandıran ve vergi kaçırmaya teşvik eden sistemin aksi yönde çalışması gerekmektedir.

Alman gelir vergisi tarifesi (2012)
(Bekar gelir vergisi mükellefleri için)
Yıllık Kazanç ( Euro)Vergi Oranı (%)
8004 Euro’ya kadar0
8005 Euro’dan 52.881 Euro’ya kadar14
52.881 Euro’dan 250.730 Euro’ya kadar42
250.731 Euro ve üzeri45
Alman gelir vergisi tarifesi 2012
(Evli gelir vergisi mükellefleri için)
Yıllık Kazanç ( Euro )Vergi Oranı (%)
16.008 Euro’ya kadar0
16.089 Euro’dan 105.762 Euro’ya kadar14
105.763 Euro’dan 501.460 Euro’ya kadar42
501.461 Euro ve üzeri45
2012 yılı gelirlerine uygulanacak Türk gelir vergisi
Gelir (TL)Vergi Oranı  (%)
10.000 TL’ye kadar15
10.000 TL – 25.000 TL arası (aylık 1500 ve fazlası)20
25.000 TL – 58.000 TL arası(aylık 4.500 TL ve fazlası )27
58.000 TL ve fazlası (aylık 13.400 tl ve fazlası)35
Türkiye’de Vergi Sistemi

Avrupa Birliğine üye olan Almanya’da uygulanan gelir vergisi tarifesi açıklandığı üzere artan oranlı bir yapıya sahip olup, kişilerin gelirlerine ve medeni durumlarına göre farklılaştırılmıştır. Ayrıca mükellefler bazında hiçbir ayrım yapılmaksızın, kişilerin gelirlerinin belli bir tutarı vergi kapsamı dışında bırakılmaktadır.

Avrupa Birliğine Aday bir ülke olan Türkiye’de ise uygulanan gelir vergisi tarifesi Almanya’da olduğu gibi artan oranlıdır. Ancak kişilerin belli bir miktardaki gelirinin vergi kapsamı dışında bırakıldığı bir uygulama bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile bir en az gelir vergi dışı bırakılmamaktadır. Ayrıca gelir vergisi tarifemiz mükellefin kişisel ve medeni durumuna göre farklılaştırılmamıştır.

    Bir Cevap Yazın

    %d blogcu bunu beğendi: